İngilizce → Türkçe arama

Türkçe Non-domestic percolators and other appliances for making coffee and other hot drinks ne demek?

Non-domestic percolators and other appliances for making coffee and other hot drinks için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.

Reklam

Kelime kelime sözlük karşılıkları

Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.

  • non: siz, onek gayri, siz.
  • domestic: ehli, evcil, yerel, Yerli, evcimen, Yurt içi, yerli evcil, ülke içindeki, aile ile ilgili, EVCİL, EVE AİT, İÇSEL, İç, evsel, yerli, yerel, yurtiçi, eve ait, evcimen, ev işlerine bağlı, oyuk olan veya oyuk sayılabilen şeylerin boşluğu, 1.ev/aile ile ilgili, 2.evcil, 3.yerli, 4.hizmetçi, (s)., (i). eve ait, evcimen, ev islerine bagli; ehli, evcil; kendi memleketine ait; (i). hizmetci. domestic animals evcil hayvanlar. domestic industries yerli sanayi. domestic science ev bakimi, ev idaresi .
  • and: de, ve, ile, daha sonra, 1.ve, ile, ma, 2.ve, sonra, daha sonra, 3.ve bu yüzden, -bundan dolayı, baglac ve, de, ile And howl (k).dili. Hem de nasil and so forth ve saire.
  • other: ÖBÜR, sair, başka, diğer, gayri, GEÇEN, ÖTEKİ, başkası, SONRAKİ, BAŞKA TÜRLÜ, BUNDAN BAŞKA, BAŞKA BİÇİMDE, 1.diğer, öteki, öbür, başka, diğeri, öbürü, başkası, s., z., zam. baska, diger, gayri, sair; z. baska suretle, baska turlu; zam. baska birisi, baskasi, baska kimse; digeri. some day or other gunun birinde, bir gun. the other day gecen gun. every other day gun asiri.
  • for: dair, GÖRE, için, DOĞRU, KARŞI, tıpkı, UYGUN, DOLAYI, sevmek, uğruna, yerine, dünyada, özlemek, YARAYAN, YÖNÜNDE, AMACIYLA, NEDENİYLE, n.için-t. den beri, (kis). foreign, forestry., 1.için, 2.süresince, zarfında, -dır, 3.uğruna, için, 4.yerine, namına, adına, için, 5.yerine, karşılığında, 6.-den dolayı, yüzünden, nedeniyle, 7.-e uygun, -e elverişli, 8.şerefine, 9.-e göre, 10.-e rağmen, 11.olarak, diye, 12.-e karşı, 13.çünkü, zira
  • making: etme, teşekkül, n.yapım:v.yap:prep.yaparak, 1.yapım, üretim, 2.gelişme/başarı nedeni, 3.ç. yetenek, gerekli özellikler, i. yapma, etme; tesekkul, yapi. basari sebebi; cog. malzeme; cog. hususiyetler, nitelikler. making iron kalafat demiri. He has the makings of a man Adam olacaga benziyor. in the making olmakta, yapilmakta.
  • coffee: kahve, çaydanlık, kahvehane, kıraathane
  • hot: Acı, SERT, TAZE, YENİ, ACILI, SEKSİ, sıcak, yakın, ATEŞLİ, KIZGIN, ISINMAK, ISITMAK, İLETKEN, ÖFKEYLE, hiddetli, ŞEHVETLİ, ŞİDDETLE, ŞİDDETLİ, hararetli, HEYECANLI, RADYOAKTİF, RAHATSIZ EDİCİ, Sıcak ( yemek), 1.SICAK 2.ACI ( yemekte ), 1.sıcak, 2.biberli, acı, 3.(haber) sıcak, taze, 4.şehvetli, ateşli, azgın, 5.bilgili, ilgili
  • drinks: İçkiler

Sözlük sonuçları

1  sonuç bulundu
Tam eşleşme öncelikli Kategori bilgisi destekli