İngilizce → Türkçe arama
Türkçe High-tenacity filament yarn of polyesters (excluding that put up for retail sale) ne demek?
High-tenacity filament yarn of polyesters (excluding that put up for retail sale) için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.
Reklam
Kelime kelime sözlük karşılıkları
Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.
- high: baş, ağır, asil, sert, necip, pikap, coşkun, mağrur, pahalı, kibirli, azametli, direnmek, kabarmak, muhteşem, şiddetli, öfkelenmek, büyük vites, adv.yükseğe:adj.yüksek, diğer medeniyetlerden üstün, toplumlar arasında önde gelen, (i). barometrenin yuksek oldugu bolge; argo esrar tesiri altinda olma. on high gokte, semada., 1.yüksek, 2.yüce, ulu, hayranlık uyandırıcı, yüksek, 3.(zaman) tam, 4.(yiyecek) bayat, 5.sarhoş, 6.uyuşturucu etkisi altında, uçmuş, uçuşta, 7.yükseğe, yüksekte, 8.yüksek nokta, yüksek derece, doruk, 9.büyük heyecan, coşku, mutluluk, 10.yüksek yer
- tenacity: azamet, direnme, sıkılık, Sağlamlık, yapışkanlık, inat, azim, sebat, bir işin arkasını bırakmama, i. yapiskanlik; direnme, vazgecmeme; fiz. saglamlik, sikilik.
- filament: lif, tel, fitil, iplik, Filament, filaman, ince tel, 1) Filaman; 2) Telcik, İplikcik, (i). tel, iplik, lif; (bot). ercik sapi; lamba teli.
- yarn: İplik, MASAL, sarmal lif, pamuk ipliği, HİKÂYE ANLATMAK, İplik,lif,flasa., 1) İp, iplik; 2) Tel; 3) Halat ipliği, 1.iplik, 2.hikâye, masal, maval, 3.seyahat macerası, 4.seyahat maceraları anlatmak, muhabbet etmek, i., f. pamuk veya yun ipligi, bukulumus iplik; k.dili. hikaye, masal, bilhassa gemici masali; f., k.dili. masal anlatmak.
- of: in, İYELİK EKİ, NIN, (edat) -in, -ın, -nin, -nın, edat nin, li, den. of course tabii, beklenildigi gibi. of late son zamanlarda. of note onemli, itibarli. of oneself kendiliginden; kendi hakkinda. a man of talent huner sahibi adam.
- excluding: hariç, -den başka, -in dışında, n.dışlama:v.dışta bırak:prep.hariç
- that: o, Şu, diye, öyle, ÖTEKİ, O KADAR, BU KADAR, baglac ki, diye. in that mademki. O that... Keske..., 1.adl. şu, o, 2.o kadar, öylesine, 3.ki, -dığı(nı), -diği(ni), 4.ki o, -en, -an, 5.ki onu, ki ona, -dığı, -diği
- put: koy, ATIŞ, açmak, ATMAK, hamle, koyma, SABİT, girmek, koşmak, koymak, KURMAK, SOKMAK, TIKMAK, yazmak, DENEMEK, SINAMAK, YATIRMA, atfetmek, BIRAKMAK, çıkarmak, FIRLATMA, geçirmek, indirmek, menetmek, saklamak, saldırış, söylemek, toplamak, YÜKLEMEK, zorlamak, bastırmak, düzeltmek, hamletmek, kaydetmek, neşretmek, reddetmek, söndürmek, HAREKETSİZ, PARA KOYMA, utandırmak, yayımlamak, geciktirmek, PARA KOYMAK, reddedilmek, şişmanlamak, YERLEŞTİRMEK, tercüme etmek, YATIRIM YAPMAK, ÇEVİRİSİNİ YAPMAK, koymak yerleştirmek, Gemi rotasını değiştirmek., 1.koymak, yerleştirmek, 2.açıklamak, ifade etmek, 3.çevirmek, tercüme etmek, 4.sormak, 5.yazmak, oymak, 6.(gülle, vb.) atmak, fırlatmak, 7.uydurmak, 8.para yatırmak, 9.bahis tutuşmak, 10.yapmak, etmek, yüklemek, koymak, 11.gitmek, ilerlemek, koşmak, 12.ön
- up: DİK, ÖNDE, ARTIŞ, ÇIKIŞ, hazır, ileri, OLMUŞ, ÜSTÜN, AYAKTA, ÇIKMIŞ, KUZEYE, ÜMİTLİ, yukarı, yüksek, çalışır, ileride, kabarık, KEYİFLİ, OLMAKTA, tamamen, UYARICI, ARTIRMAK, yukarıda, YUKARIYA, TEPESİNDE, YÜKSELMİŞ, AYAKLANMIŞ, YÜKSELTMEK, YUKARI GİDEN, 1.YUKARI 2.DİKİNE 3.TÜMÜYLE, (onek) yukariya; ayaga; tamamen., f. (-upped, -upping) yukseltmek; k.dili. vermek. The girl up and slapped him Kiz onu tokatlayiverdi., 1. (yol) onarımda, 2. yukarıya, 3. yukarıda, yüksekte, 4. (edat) yukarısında, yukarısına, yukarıya, 5. artırmak, yükseltmek
- for: dair, GÖRE, için, DOĞRU, KARŞI, tıpkı, UYGUN, DOLAYI, sevmek, uğruna, yerine, dünyada, özlemek, YARAYAN, YÖNÜNDE, AMACIYLA, NEDENİYLE, n.için-t. den beri, (kis). foreign, forestry., 1.için, 2.süresince, zarfında, -dır, 3.uğruna, için, 4.yerine, namına, adına, için, 5.yerine, karşılığında, 6.-den dolayı, yüzünden, nedeniyle, 7.-e uygun, -e elverişli, 8.şerefine, 9.-e göre, 10.-e rağmen, 11.olarak, diye, 12.-e karşı, 13.çünkü, zira
- retail: perakende satış, i. Getiri, geri dönüş, iade, v.perakende sat:n.perakende, v.perakende sat:n.perakende satış, i., s. f .perakende satis; s. perakende; f. perakende olarak satmak; ayrintilariyle anlatmak: tekrar anlatmak., 1.perakende satmak, 2.(at ile) perakende olarak ... fiyatına satılmak, 3.dedikodu yaymak, 4.perakende satış, 5.perakende olarak, perakendeciden, perakende