İngilizce → Türkçe arama
Türkçe Hard rubber in all forms incl.waste and scrap; articles of hard rubber, n.e.s. ne demek?
Hard rubber in all forms incl.waste and scrap; articles of hard rubber, n.e.s. için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.
Reklam
Kelime kelime sözlük karşılıkları
Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.
- hard: acı, çok, GÜÇ, pek, ZOR, AĞIR, eksi, EKŞİ, faal, kask, KATI, kötü, sert, SIKI, ters, ancak, AŞIRI, cimri, ÇETİN, hasis, hızla, pinti, YAKIN, zalim, ZORLA, çirkin, inatçı, müşkül, SAĞLAM, sıkıca, zorluk, aksilik, EKŞİMİŞ, kalpsiz, NASIRLI, sertlik, terslik, çalışkan, güçlükle, ŞİDDETLİ, zahmetli, DAYANIKLI, şefkatsiz, anlaşılmaz, SERT PENİS, merhametsiz, Sert; Katı; Pek, adv.sıkı:adj.zor, SERT, ZOR, BELALI, KÖTÜ, 1.sert, katı, 2.güç, zor, kuvvet isteyen, 3.kuvvetli, zorlu, güçlük dolu, 4.tatsız, 5.(on ile) katı, hoşgörüsüz, merhametsiz, zalim, 6.(su) sert, kireçli, 7.bağımlı kılan, alışkanlık yaratan, 8.büyük gayretle, 9.sıkı, çok, çok miktarda, yoğun, 10.ağır, ço
- rubber: MASÖR, natır, RASPA, SİLGİ, kauçuk, lastik, TELLÂK, ıstampa, masajcı, ZIMPARA, 1) Kauçuk, OVMA BEZİ, HOKEY DİSKİ, PERDAH TAŞI, PREZERVATİF, TEMİZLİK BEZİ, TURA KATILMAK, lastik, kauçuk, LASTİK KAPLAMAK, MERAKLA BAKINMAK, SU GEÇİRMEZ YAPMAK, lastik kauçuk silgi, SÜRTÜNEN PARÇA (MAK.), Kauçuk.Revertex.Rubber latex., BERABERLİK HALİNDE OYNANAN EL (İSK.), i., (iskambil) bir tarafin uc oyundan ikisini kazandigi parti; berabere kalinca kazanani tayin icin oynanilan oyun., 1.lastik, kauçuk, 2.silgi, 3.lastik ayakkabı, 4.ovucu, 5.kaput, prezervatif, 6.üç oyundan ikisini kazanma, 7.berabere kalınca kazananı belirlemek için oynanan oyun
- in: da, de, iç, ile, göre, içine, üzere, içinde, örtülü, vasıtasıyla, (bir şeyin) başlangıcından sonra, 1. dahili, iç, 2. içeriye, içeride, 3. evde, 4. moda, 5. iktidarda, 6. (edat) içinde, 7. içine, 8. ile, 9. -in sonunda, -ken, s. dahili, ic; kazanmis; elinde; iceri dogru yonelen. in and out kah icerde kah disanda. in-and-out s., mak. bir iceri bir disan hareket eden., i. etkili tarafin uyesi; k.dili istenilen du- ruma erisme vasitasi. ins and outs bir isin butun ayrintilarli girdisi ciktisi; bir yerin bu- tun koseleri., z.iceride, iceriye, icine; evde; vazife ba- sinda; mevsimi gelmis be in with ortagi ol- mak; arkadasi olmak. have it in for k.dili kin beslemek We are in for a fight simdi cattik belaya ! muhakkak kavga cikacak.
- all: HEP, HER, SAF, TÜM, tümü, ALAYI, bütün, HEPSİ, tıpkı, HERKES, tamamı, tekrar, dünyada, HER ŞEY, TAMAMEN, BÜSBÜTÜN, BÜTÜNÜYLE, özellikle, KATIŞIKSIZ, tümü, tümünü, ne var ne yoksa, 1.HEP 2.TÜM 3.HER, her iki taraf için de, 1.tüm, bütün, 2.her, hepsi, 3.tümüyle, bütünüyle, tamamen, 4.her iki taraf, her şey, herkes, her biri, (i). herkes, her sey. All went well. Her sey yolunda gitti.above all bilhassa, ozellikle, her seyden fazla. after all nihayet, velhasil. All aboardl Herkes gemiye ! all in all her seyi hesaba katarak. at all hic. in all hepsi, tamami, yekunu.once for all
- forms: Form ve belgeler
- waste: BOŞ, ÇÖP, Atık, fire, hali, artık, çorak, HARAP, heder, ISSIZ, İSRAF, telef, viran, yıkım, çarçur, SIKICI, Üstüpü, AŞINMAK, beyaban, DÖKÜNTÜ, savurma, HARCAMAK, KASVETLİ, SARFİYAT, TÜKENMEK, TÜKETMEK, BOŞ ARAZİ, EKİLMEMİŞ, kaybetmek, aşındırmak, HEBA ETMEK, HARAP ETMEK, İSRAF ETMEK, BOŞA HARCAMA, ÇARÇUR ETMEK, Fire,ıskarta, BOŞA GEÇİRMEK, BOŞA HARCAMAK, BOŞA HARCANAN, EKİLMEMİŞ TOPRAK, ÖLDÜRMEK (AMER.), v.israf et:n.atık, v.boşa harca:n.çöp, Atık, çöp, israf, kayıp, ziyan, 1.ARTIK, GEREKSİNİM DUYULMAYAN 2.BOŞA HARCAMAK, 1) İsraf, ziyan 2) Yıpranma 3) Telef olma 4) Fire 5) Iskarta 6) Atık, 1.israf, savurganlık, 2.artık, artık madde, kullanılmayan, 3.boş, çorak, kıraç, işe yaramaz, 4.israf etmek, çarçur etmek, 5.güçten düşmek, zayıflamak, 6.güçten düşürmek, zayıflatmak
- and: de, ve, ile, daha sonra, 1.ve, ile, ma, 2.ve, sonra, daha sonra, 3.ve bu yüzden, -bundan dolayı, baglac ve, de, ile And howl (k).dili. Hem de nasil and so forth ve saire.
- scrap: artık, DÖVÜŞ, hurda, KAVGA, KUPÜR, PARÇA, BOZUNTU, DÖKÜNTÜ, Iskarta, KIRINTI, PAÇAVRA, ÇATIŞMAK, DÖVÜŞMEK, karalama, KIRPINTI, ufalamak, PARÇALAMAK, ufak parça, KAVGA ETMEK, ÇÜRÜĞE ÇIKARMAK, HURDAYA AYIRMAK, ISKARTAYA AYIRMAK, ISKARTAYA ÇIKARMAK, v.bir yana at:n.parça, HURDA OLARAK KULLANMAK, 1) Hurda 2) Rende talaşı 3) Üretim artığı, 1.ufak parça, kırıntı, 2.döküntü, ıskarta, kırık dökük eşya, artık, 3.ç. yemek artıkları, 4.ıskartaya çıkarmak, atmak, 5.kapışmak, dalaşmak, 6.atışma, kapışma, şamata, dalaş
- of: in, İYELİK EKİ, NIN, (edat) -in, -ın, -nin, -nın, edat nin, li, den. of course tabii, beklenildigi gibi. of late son zamanlarda. of note onemli, itibarli. of oneself kendiliginden; kendi hakkinda. a man of talent huner sahibi adam.