İngilizce → Türkçe arama
Türkçe Gold, unwrought or in semi-manufactured forms, or in powder form ne demek?
Gold, unwrought or in semi-manufactured forms, or in powder form için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.
Reklam
Kelime kelime sözlük karşılıkları
Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.
- gold: altın, SERVET, yaldız, zenginlik, altın (Au), ALTIN PARA, altın sarısı, 1.altın, 2.altın rengi, (evlilik yıl dönümü) ellinci, türünün en iyi örneği olarak korunan şey
- or: veya, Ya da, yahut, ALTIN SARISI, kis. Oregon., 1. ya da, veya, 2. yoksa, 3. yahut, baglac yahut, veya; yoksa. either this or that ya bu ya o.
- in: da, de, iç, ile, göre, içine, üzere, içinde, örtülü, vasıtasıyla, (bir şeyin) başlangıcından sonra, 1. dahili, iç, 2. içeriye, içeride, 3. evde, 4. moda, 5. iktidarda, 6. (edat) içinde, 7. içine, 8. ile, 9. -in sonunda, -ken, s. dahili, ic; kazanmis; elinde; iceri dogru yonelen. in and out kah icerde kah disanda. in-and-out s., mak. bir iceri bir disan hareket eden., i. etkili tarafin uyesi; k.dili istenilen du- ruma erisme vasitasi. ins and outs bir isin butun ayrintilarli girdisi ciktisi; bir yerin bu- tun koseleri., z.iceride, iceriye, icine; evde; vazife ba- sinda; mevsimi gelmis be in with ortagi ol- mak; arkadasi olmak. have it in for k.dili kin beslemek We are in for a fight simdi cattik belaya ! muhakkak kavga cikacak.
- semi: yarı, tek duvarla bitişik müstakil ev
- manufactured: Mamul, yapınsal, mamul, v.imal et:adj.imal edilen, İmal edilmiş, mamul, yapılmış; Üretik
- forms: Form ve belgeler
- powder: toz, BARUT, pudra, TOZ, PUDRA, TOZ SERPMEK, toz pudra barut, toz haline gelmek, TOZ HALİNE GETİRMEK, v.toz haline getir:n.pudra, 1.toz, toz halinde şey, 2.pudra, 3.barut
- form: fiş, hal, cins, form, SIRA, TARZ, usul, YAPI, BEDEN, biçim, cisim, kalıp, MODEL, SINIF, suret, ŞEKİL, TAVIR, VÜCUT, çıkmak, etiket, gelmek, KURMAK, teamül, yapmak, YÖNTEM, edinmek, gelenek, biçimsiz, DAVRANIŞ, KARAKTER, keyifsiz, DÜZENLEMEK, OLUŞTURMAK, BİÇİM ALMAK, form, biçim, geliştirmek, ŞEKİL ALMAK, ŞEKİL VERMEK, BİÇİMLENDİRMEK, ŞEKİLLENDİRMEK, v.oluştur:n.form, 1) biçim; 2) form, v.oluştur:n.şekil, v.biçim ver:n.biçim, ŞEKİL, ŞEKİLLENDİRMEK, FORM, biçimlendirmek, şekil vermek, (f). bicimlendirmek, sekil vermek; teskil etmek, yapmak; duzenlemek, tertip etmek; edinmek, gelistirmek; kurmak; sekil almak; hasil olmak, gelmek, cikmak, zuhur etmek. form an opinion fikir edinmek., 1.biçim, görünüş, şekil, 2.çeşit, tür, biçim, 3.basılı kâğıt, form, 4.form, kondisyon, 5.ruh durumu, form, 6.(okul) sınıf, 7.biçim vermek, biçimlendirmek, şekillendirmek, 8.oluşturmak, 9.oluşmak, 10.olmak, 11.(up ile) düzenlemek, 12.düzenlenmek