İngilizce → Türkçe arama
Türkçe Articles such as clasps, frames with clasps...; parts of base metal ne demek?
Articles such as clasps, frames with clasps...; parts of base metal için sözlük sonuçları aşağıda listelenmiştir. Varsa kullanım alanı bilgisi de kart üzerinde gösterilir.
Reklam
Kelime kelime sözlük karşılıkları
Çok kelimeli aramalarda her kelime tam eşleşme ile tek sorguda kontrol edilir; karşılıklar sade biçimde yan yana gösterilir.
- such: ÇOK, ÖYLE, böyle, şöyle, BU TÜR, meselâ, sadece, BU GİBİ, o kadar, bu kadar, ne kadar, ÖYLESİNE, şu kadar, BÖYLESİNE, bunun gibi, ne kadar da, 1.BUNUN GİBİ 2.BU KADAR, ne ... (güzel bir gün gibi), böyle, öyle, bu gibi such as gibi, örneğin, 1.öyle, böyle, bu gibi, 2.öylesine, çok, 3.o kadar, o kadar çok, öylesine, 4.o kadar fazla, öylesine çok, 5.öylesi, öyleleri, 6.bu, o, s. bunun gibi, boyle, soyle, oyle. such and such filan. such a one filan kimse; oyle biri ki. such as gibi, mesela, ornegin. such as it is her nasilsa, kotu veya degersiz olmakla beraber. as such boyle olmak sifatiyla, bu sifatla, haddi zatinda; sadece.
- as: dahi, GİBİ, için, KADAR, ise de, OLARAK, mademki, her ne kadar, ıf. de:prep.olarak, 1.GİBİ 2.OLARAK 3.OLARAK, 1. gibi, 2. sırada, iken, 3. için, çünkü, 4. halde, karşın, 5. olarak, baglac cunku, mademki, nitekim. as if, as though, as it were sanki, guya. as to, as for gelince, hakkynda,... sorarsaniz AS (kis). Anglo-Saxon.
- clasps: Geçme sustalar
- frames: Çerçeveler, Şasi çerçeveleri
- with: ile, canlı, uyanık, İstemeyerek, ile, nedeniyle, sayesinde
- parts: SEMT, aksam, BÖLGE, YETENEK, PARÇALAR
- of: in, İYELİK EKİ, NIN, (edat) -in, -ın, -nin, -nın, edat nin, li, den. of course tabii, beklenildigi gibi. of late son zamanlarda. of note onemli, itibarli. of oneself kendiliginden; kendi hakkinda. a man of talent huner sahibi adam.
- base: Üs, ADİ, ALT, Baz, DİP, KÖK, piç, asıl, ESAS, KABA, KALP, ALÇAK, KAİDE, rezil, SAHTE, taban, temel, ALTLIK, korkak, KURMAK, DAYANAK, KATIŞIK, AŞAĞILIK, değersiz, DAYANDIRMAK, SAHA KENARI, Temel, kaide, 1. TABAN 2.ÜS, v.dayan:n.esas, BAŞLANGIÇ SAYISI, taban, kaide, temel, 1) taban, 2) temel, 3) üs, 1)Bir boyanın ana maddesi. 2)Üs., diğer parçaların üzerine monte edildiği parça, 1) Temel; Taban; 2) Baz (kim) 3) Kök(kimya); 4) Şişedibi (cam), köylünün çiftliğini derebeyinin taleplerine göre işletmesine dayalı, (f). temel atmak, kurmak, tesis etmek; on veya upon ile bir esas uzerine bina ettirmek; dayandirmak., (s). alcak, adi, rezil; korkak; degersiz; sahte, kalp. baseborn (s). soylu aileden gelmeyen; nikahsiz dogmus, pic; alcak, zalim. basely (z). alcakca. baseness (i). alcaklik., 1.temel, alt kısım, bir şeyin üzerinde durduğu kısım, taban, 2.başlangıç noktası, baş, esas, 3.üs, 4.merkez, merkez şube, 5.doğru, düzlem, 6.öz, içerik, esas, 7.baz, 8.aşağılık, adi, alçak, alçakça, 9.(on/upon ile) ... üzerine kurmak, -e dayandırmak
- metal: madde, MADEN, metal, METÂL, tabiat, tıynet, metal, maden