İngilizce Türkçe çeviri


you

İNGİLİZCE TÜRKÇE
you sen sen
you seni seni
you zam. siz, sizler, sen; seni, size. what’s it to you? sana ne? zam. siz, sizler, sen; seni, size. what’s it to you? sana ne?
you 1.sen, siz, 2.seni, sizi, 3.sana, size 1.sen, siz, 2.seni, sizi, 3.sana, size
you siz siz
you always say that hep böyle diyorsun hep böyle diyorsun
you and me ikimiz ikimiz
you and me sen ve ben sen ve ben
you and yours sen ve sizinkiler sen ve sizinkiler
You are a chicken Sen bir ödleksin Sen bir ödleksin
you are a lost case senden bir bok olmaz senden bir bok olmaz
you are a pathetic loser senden bir bok olmaz senden bir bok olmaz
you are beautiful güzelsin güzelsin
you are different sen başkasın sen başkasın
You are driving too fast Çok hızlı sürüyorsunuz Çok hızlı sürüyorsunuz
you are in worse shape than me senin halin benden beter senin halin benden beter
You are just in time Tam zamanında geldin Tam zamanında geldin
you are mine sen benimsin sen benimsin
you are my sweetheart sen benim canımsın sen benim canımsın
you are never alone asla yalnız değilsin asla yalnız değilsin
you are never too old to learn öğrenmenin yaşı olmaz öğrenmenin yaşı olmaz
you are not alone yalnız değilsin yalnız değilsin
you are not alone yalnız değilsiniz yalnız değilsiniz
you are not lying are you? yalan söylemiyorsun değil mi? yalan söylemiyorsun değil mi?
You are on the wrong road Yanlış yoldasınız Yanlış yoldasınız
You are on the wrong way, go back for 8 km Yanlış yoldasınız, sekiz kilometre kadar geri gidin Yanlış yoldasınız, sekiz kilometre kadar geri gidin
you are pulling my leg benimle kafa buluyorsun benimle kafa buluyorsun
you are so cute sen çok hoşsun sen çok hoşsun
you are so cute çok tatlısın çok tatlısın
you are so cute sen çok tatlısın sen çok tatlısın
you are so funny sen çok komiksin sen çok komiksin
you are so sexy sen çok seksisin sen çok seksisin
you are so sweet çok tatlısın sen çok tatlısın sen
you are so sweet çok tatlısın çok tatlısın
you are so sweet sen çok tatlısın sen çok tatlısın
you are very lucky there siz orada çok şanslısınız siz orada çok şanslısınız
You are welcome Bir şey değil Bir şey değil
You are welcome estağfurullah estağfurullah
You are welcome rica ederim rica ederim
you are welcome ben teşekkür ederim ben teşekkür ederim
You are welcome to it Buyurunuz Buyurunuz
You are welcome to try Bir deneyin isterseniz Bir deneyin isterseniz
you aren’t having me on are you? beni işletmiyorsun değil mi? beni işletmiyorsun değil mi?
You asked for it Sen kaşındın Sen kaşındın
you been keeping busy? meşgul müsün? meşgul müsün?
you bet your bippy! emin olabilirsin! emin olabilirsin!
you bet your boots! emin olabilirsin! emin olabilirsin!
you bet your life! emin olabilirsin! emin olabilirsin!
you bet your sweet bippy! emin olabilirsin! emin olabilirsin!
you bet your sweet life! emin olabilirsin! emin olabilirsin!
you better believe it emin olabilirsin emin olabilirsin
you both look great ikiniz de harika görünüyorsunuz ikiniz de harika görünüyorsunuz
you can always talk to me her zaman benimle konuşabilirsin her zaman benimle konuşabilirsin
you can at least talk to me en azından benimle konuşabilirsin en azından benimle konuşabilirsin
you can bet your bottom dollar emin olabilirsin! emin olabilirsin!
you can bet your life on kesinlikle emin olabilirsin kesinlikle emin olabilirsin
You can call me any time Beni istediğin zaman arayabilirsin Beni istediğin zaman arayabilirsin
you can contact me benimle temas kurabilirsin benimle temas kurabilirsin
you can contact me benimle temasa geçebilirsiniz benimle temasa geçebilirsiniz
you can contact me benimle temasa geçebilirsin benimle temasa geçebilirsin
You can do this Bunu yapabilirsin Bunu yapabilirsin
You can get what you want Ne istersen alabilirsin Ne istersen alabilirsin
You can go there by bus Oraya otobüsle gidebilirsiniz Oraya otobüsle gidebilirsiniz
you can keep it if you like beğendiysen sende kalabilir beğendiysen sende kalabilir
you can lead a horse to water, but you can’t make it drink birine şans verebilirsin ama o şansı kullanması için zorlayamazsın birine şans verebilirsin ama o şansı kullanması için zorlayamazsın
You can make it Yapabilirsin Yapabilirsin
you can not teach an old dog a new trick kırk yıllık kani olur mu yani kırk yıllık kani olur mu yani
you can say that again sana katılıyorum sana katılıyorum
you can say that again! aynen! aynen!
you can sit here if you want istersen buraya oturabilirsin istersen buraya oturabilirsin
you can take a horse to water but you can’t make him drink zorla güzellik olmaz zorla güzellik olmaz
you can’t get rid of me that easily benden o kadar kolay kurtulamazsın benden o kadar kolay kurtulamazsın
you can’t just come in here buraya öylece giremezsin buraya öylece giremezsin
you can’t just come in here buraya öylece giremezsiniz buraya öylece giremezsiniz
you can’t keep a good man down karakterli insan başarısız olmaz karakterli insan başarısız olmaz
you can’t keep a good woman down karakterli insan başarısız olmaz karakterli insan başarısız olmaz
You can’t miss it Kaçırmazsın (Bir yeri tariften sonra ’kolay bulursun’ anlamında) Kaçırmazsın (Bir yeri tariften sonra ’kolay bulursun’ anlamında)
you can’t sit here buraya oturamazsın buraya oturamazsın
you cannot make a silk purse out of a sow’s ear eşeğin kulağını kesmekle küheylan olmaz eşeğin kulağını kesmekle küheylan olmaz
you cannot put new wine in old bottles eski köye yeni adet olmaz eski köye yeni adet olmaz
you could come home with me benimle eve gelebilirsin benimle eve gelebilirsin
You did fairly well Fena değil Fena değil
You did fairly well oldukça iyi yapmışsın oldukça iyi yapmışsın
You did right Doğru yaptın Doğru yaptın
you doing okay? iyi misin? iyi misin?
you don’t appreciate me bana değer vermiyorsun bana değer vermiyorsun
You don’t deserve any of this Bunların hiç birini hak etmiyorsun Bunların hiç birini hak etmiyorsun
you don’t have to be sorry özür ne demek özür ne demek
you don’t have to come up here buraya gelmek zorunda değilsin buraya gelmek zorunda değilsin
You don’t have to go Gitmek zorunda değilsin Gitmek zorunda değilsin
you don’t know who you’re dealing with kiminle uğraştığını bilmiyorsun kiminle uğraştığını bilmiyorsun
you don’t say! hadi canım sen de! hadi canım sen de!
you don’t say! olur mu öyle şey olur mu öyle şey
You exceeded the speed limit Hız sınırını aştınız Hız sınırını aştınız
you get good value for your money there orada ödediğin para karşılığında iyi mal alırsın orada ödediğin para karşılığında iyi mal alırsın
you got everything you need ne gerekiyorsa sende var ne gerekiyorsa sende var
you got me beat bilmiyorum! bilmiyorum!
you got me beat hiç bilmiyorum! hiç bilmiyorum!
you got me there bilmiyorum (çalışmadığım yerden sordun) bilmiyorum (çalışmadığım yerden sordun)
you got no idea what hell i went through in there orada nasıl bir cehennem hayatı yaşadığımı tahmin bile edemezsin orada nasıl bir cehennem hayatı yaşadığımı tahmin bile edemezsin

Cümle çevirisi sonucu:
Çevirisi yapılan cümle...


Son aranan sözcükler

you might pull it off.
that you might pull it off
we did think that you might pull it off.
playapp
But we did think that you might pull it off.
market cap
cap
sweet
tail deer
Well, we were also wrong for letting you have a match with only 3 months worth of MMA training under your belt.
  • you Türkçesi nedir
  • you Türkçesi
  • you ne demek
  • you Türkçe çeviri
  • you tercümesi
  • you cümle çevirisi
  • you anlamı
  • you Türkçe karşılığı
  • you kelimesinin Türkçesi
  • "you nedir"
  • you tanımı
  • you sözcüğünün Türkçesi
  • you sözlük anlamları
  • you Türkçe çevirisi
  • you Türkçe ne demek
  • you Türkçe anlamı


  • Sitene İngilizce Türkçe sözlük ekle