İngilizce Türkçe çeviri


rock

İNGİLİZCE TÜRKÇE
rock v.salla:n.kaya v.salla:n.kaya
rock kaya kaya
rock büyük mücevher büyük mücevher
ROCK BELÂ BELÂ
ROCK DEĞERLİ TAŞ DEĞERLİ TAŞ
ROCK DERT DERT
ROCK DOLAR DOLAR
ROCK ELMAS ELMAS
ROCK KAYA PARÇASI KAYA PARÇASI
ROCK LOLİPOP LOLİPOP
ROCK PARA PARA
ROCK ROCK YAPMAK (DANS) ROCK YAPMAK (DANS)
ROCK SALLAMAK SALLAMAK
ROCK SALLANMAK SALLANMAK
ROCK SALLAYARAK UYUTMAK SALLAYARAK UYUTMAK
ROCK SARSILMAK SARSILMAK
ROCK SARSMAK SARSMAK
ROCK SIKINTI SIKINTI
ROCK TAŞ TAŞ
ROCK ŞOK ETMEK ŞOK ETMEK
ROCK ŞOK OLMAK ŞOK OLMAK
ROCK ZORLAŞTIRMAK ZORLAŞTIRMAK
rock sallama sallama
rock f., i. sallamak; besik sallamak, sallayarak. uyutmak; sallanmak, oldugu yerde sallanmak; i sallama, sallanma .rockandroll i. cok ritmik bir pop muzigi .rocking chair salincakli sandalye. rocking horse salmcakli oyuncak at. rock the boat velveleye vermek. f., i. sallamak; besik sallamak, sallayarak. uyutmak; sallanmak, oldugu yerde sallanmak; i sallama, sallanma .rockandroll i. cok ritmik bir pop muzigi .rocking chair salincakli sandalye. rocking horse salmcakli oyuncak at. rock the boat velveleye vermek.
rock 1.sallamak, 2.sallanmak, 3.şaşırtmak, sarsmak, şok etmek, 4.rak, 5.kaya, 6.kayalık, 7.bir tür şekerleme 1.sallamak, 2.sallanmak, 3.şaşırtmak, sarsmak, şok etmek, 4.rak, 5.kaya, 6.kayalık, 7.bir tür şekerleme
rock and roll rock and roll rock and roll
rock and roll rakınrol rakınrol
rock asphalt kaya asfaltı kaya asfaltı
Rock bass İşkine balığı İşkine balığı
rock bed kaya tabanı kaya tabanı
rock bottom asgari asgari
rock bottom 1. asgari, taban, 2. en düşük düzey 1. asgari, taban, 2. en düşük düzey
rock breaker kaya parçalama makinesi kaya parçalama makinesi
rock burst kaya patlaması kaya patlaması
rock candy akide şekeri akide şekeri
Rock candy fracture Akide şekerimsi kırılma (tanelerarası kırılma) Akide şekerimsi kırılma (tanelerarası kırılma)
rock climber kayalara tırmanan kimse kayalara tırmanan kimse
rock climbing kayalara tırmanma (sporu) kayalara tırmanma (sporu)
ROCK CORK ASBESTOS ASBESTOS
Rock cork (=Rock leather) Kaya deri(asbest türü) Kaya deri(asbest türü)
Rock crusher Taş kırıcı (aygıt) Taş kırıcı (aygıt)
Rock crystal 1) Saydam kuvarz2) Taşlanmış, parlatılmış üfleme cam eşya 1) Saydam kuvarz2) Taşlanmış, parlatılmış üfleme cam eşya
rock crystal kaya kristal kaya kristal
rock debris kaya döküntüsü kaya döküntüsü
Rock drill Kaya delme burgusu; Kaya delme matkabı Kaya delme burgusu; Kaya delme matkabı
rock drill kaya delici kaya delici
Rock driller Kaya delici (aygıt) Kaya delici (aygıt)
Rock dust Kaya tozu Kaya tozu
rock dust taş tozu taş tozu
rock fall kaya düşmesi kaya düşmesi
Rock fill dam Kaya dolgu baraj Kaya dolgu baraj
rock flour kaya unu kaya unu
Rock fracture Kayaç çatlakları Kayaç çatlakları
rock garden kayalık bahçe kayalık bahçe
rock ground kaya zeminler kaya zeminler
Rock lobster Küçük istakoz Küçük istakoz
Rock mass Kayaç kütlesi Kayaç kütlesi
Rock mechanics Kaya mekaniği Kaya mekaniği
ROCK OIL PETROL PETROL
rock oil taşyağı, petrol, madeni yağ taşyağı, petrol, madeni yağ
rock partridge kınalıkeklik kınalıkeklik
rock pigeon kaya güvercini kaya güvercini
rock plant taşların arasında yetişen bitki taşların arasında yetişen bitki
rock rabbit kaya tavşanı kaya tavşanı
rock salt kaya tuzu kaya tuzu
rock salt kayatuzu kayatuzu
Rock slope Kaya şevi Kaya şevi
rock snake kaya yılanı kaya yılanı
rock stratum kaya tabakası, kayaç katmanı kaya tabakası, kayaç katmanı
Rock structure Kayaç yapısı Kayaç yapısı
rock the boat velveleye vermek velveleye vermek
rock the house sahnede iyi performans yapmak sahnede iyi performans yapmak
rock thrust arazi basıncı, yerey basıncı arazi basıncı, yerey basıncı
ROCK TO SLEEP SALLAYARAK UYUTMAK SALLAYARAK UYUTMAK
rock wool asbest, amyant asbest, amyant
rock-bound kayalarla kuşatılmış kayalarla kuşatılmış
rocked v.salla:adj.sallanmış v.salla:adj.sallanmış
rocker salıncaklı koltuk salıncaklı koltuk
Rocker 1) Çıkıntılı dip; Taban oturmazlığı (şişe); 2) Yuva, pandül; 3) Külbütör, piyanoloto 1) Çıkıntılı dip; Taban oturmazlığı (şişe); 2) Yuva, pandül; 3) Külbütör, piyanoloto
ROCKER BEŞİK AYAĞI BEŞİK AYAĞI
ROCKER ROCK’ÇI ROCK’ÇI
ROCKER SALLAMA DÜZENİ SALLAMA DÜZENİ
ROCKER SALLANAN AT SALLANAN AT
ROCKER SALLANAN KOLTUK SALLANAN KOLTUK
rocker ayak ayak
rocker deli deli
rocker dengesiz dengesiz
rocker i.besik veya salincakli sandalye altmdaki kavisli agac, ayak; besik sallayan kimse.off one,s rocker (argo) catlak, dengesiz, deli. i.besik veya salincakli sandalye altmdaki kavisli agac, ayak; besik sallayan kimse.off one,s rocker (argo) catlak, dengesiz, deli.
rocker 1.sallanan sandalye, 2.sallanan sandalyenin bacağı, 3.(60’lı yıllarda) deri montlu ve motosikletli genç rakınrolcu 1.sallanan sandalye, 2.sallanan sandalyenin bacağı, 3.(60’lı yıllarda) deri montlu ve motosikletli genç rakınrolcu
Rocker arm Külbütör Külbütör
Rocker arm mechanism Külbütör rampası Külbütör rampası
Rocker arms Külbütör çekiçleri Külbütör çekiçleri
Rocker bearing Külbütör yatağı (oto.) Külbütör yatağı (oto.)
Rocker bottom (=Rocker) 1) Çıkıntılı dip; Taban oturmazlığı (şişe) 1) Çıkıntılı dip; Taban oturmazlığı (şişe)
rocker shaft külbütör mili külbütör mili
rockery taş döşeli küçük bahçe taş döşeli küçük bahçe
ROCKERY TAŞ DÖŞELİ BAHÇE TAŞ DÖŞELİ BAHÇE
rockery i. kayalik bahce, tas yiginindan yapilmis ciceklik. i. kayalik bahce, tas yiginindan yapilmis ciceklik.
rocket v.fırla:n.roket v.fırla:n.roket
rocket roket roket

Cümle çevirisi sonucu:
Çevirisi yapılan cümle...


Son aranan sözcükler

Oculomotor nerve
Oculomotor nerve
fact-based
walid
ı love mıss you
fact-based
programmer
benim için gelir misin
controversy
benim için türkiyeye gelirmisin
  • rock Türkçesi nedir
  • rock Türkçesi
  • rock ne demek
  • rock Türkçe çeviri
  • rock tercümesi
  • rock cümle çevirisi
  • rock anlamı
  • rock Türkçe karşılığı
  • rock kelimesinin Türkçesi
  • "rock nedir"
  • rock tanımı
  • rock sözcüğünün Türkçesi
  • rock sözlük anlamları
  • rock Türkçe çevirisi
  • rock Türkçe ne demek
  • rock Türkçe anlamı


  • Sitene İngilizce Türkçe sözlük ekle