İngilizce Türkçe çeviri


has

İNGİLİZCE TÜRKÇE
has bkz. have bkz. have
has (bak.) have . (bak.) have .
has sahip ol sahip ol
Has the flight from arrived? uçağı geldi mi? uçağı geldi mi?
has to
hasbeen (i.), (k.dili) etkisini kaybetmis olan kimse veya sey, vakti gecmis kimse veya sey. (i.), (k.dili) etkisini kaybetmis olan kimse veya sey, vakti gecmis kimse veya sey.
has-been modası geçmiş kimse/şey modası geçmiş kimse/şey
hasenpfeffer tavşan yahnisi tavşan yahnisi
hasenpfeffer (i.) tavsan yahnisi . (i.) tavsan yahnisi .
Hasgirg process Hasgirg süreci (Mg) Hasgirg süreci (Mg)
hash 1.kıymalı yemek, 2.arapsaçı, karmakarışık şey, altüst olmuş şey, 3.haşiş, esrar 1.kıymalı yemek, 2.arapsaçı, karmakarışık şey, altüst olmuş şey, 3.haşiş, esrar
hash kıymalı(yemek) doğramak kıymalı(yemek) doğramak
HASH YÜZÜNE GÖZÜNE BULAŞTIRMAK YÜZÜNE GÖZÜNE BULAŞTIRMAK
HASH YENİDEN SUNULAN ESKİ ŞEY YENİDEN SUNULAN ESKİ ŞEY
HASH TEMCİT PİLAVI TEMCİT PİLAVI
HASH KIYMALI YEMEK KIYMALI YEMEK
HASH KARIŞTIRMAK KARIŞTIRMAK
HASH KARIŞTIRIP TEKRAR PİŞİRMEK KARIŞTIRIP TEKRAR PİŞİRMEK
HASH KARIŞIK ŞEY KARIŞIK ŞEY
HASH HAŞHAŞ HAŞHAŞ
HASH ET KIYMAK ET KIYMAK
HASH ESRAR ESRAR
HASH DOĞRAMAK DOĞRAMAK
hash harmalama harmalama
hash kıymalı patates kıymalı patates
hash coding; hashing hesaba dayalı adresleme hesaba dayalı adresleme
hash function özet fonksiyonu özet fonksiyonu
hash house aşevi aşevi
hash out sohbet etmek sohbet etmek
hash over müzakere etmek müzakere etmek
hash total denetim toplamı denetim toplamı
hash total süprüntü toplam süprüntü toplam
HASH UP YÜZÜNE GÖZÜNE BULAŞTIRMAK YÜZÜNE GÖZÜNE BULAŞTIRMAK
HASH UP KARMAN ÇORMAN ETMEK KARMAN ÇORMAN ETMEK
HASHEESH ESRAR ESRAR
hashing n.bozma:v.boz:prep.bozarak n.bozma:v.boz:prep.bozarak
HASHISH OT OT
HASHISH HAŞHAŞ HAŞHAŞ
HASHISH ESRAR ESRAR
hashish haşaş, esrar haşaş, esrar
hashish haşhaş haşhaş
hashish , hasheesh (i.) hasis, kenevirden cikarilan esrar . (i.) hasis, kenevirden cikarilan esrar .
hashish , hasheesh haşiş haşiş
HASHISH-ADDICT ESRARKEŞ ESRARKEŞ
hasid (i.) (cog. Hasi’dim) gizemci bir Musevi tarikati uyesi. (i.) (cog. Hasi’dim) gizemci bir Musevi tarikati uyesi.
haslet sakatat sakatat
haslet, harslet (i.) hayvanlarin (ozellikle domuzun) yurek ve ciger gibi yenilen ic uzuvlari, sakatat. (i.) hayvanlarin (ozellikle domuzun) yurek ve ciger gibi yenilen ic uzuvlari, sakatat.
haslet, harslet sakatat sakatat
hasn’t (kis.), has not. (kis.), has not.
hasp asma kilit köprüsü, kenet asma kilit köprüsü, kenet
hasp (i.), (f.) asma kilit koprusu, kenet; iplik makarasi; yun cilesi; (f.) kilit koprusu gecirip kitlemek. (i.), (f.) asma kilit koprusu, kenet; iplik makarasi; yun cilesi; (f.) kilit koprusu gecirip kitlemek.
hasp kenet kenet
HASP TUTTURMAK TUTTURMAK
HASP TOKA TOKA
HASP MAKARA MAKARA
HASP KOPÇALAMAK KOPÇALAMAK
HASP KOPÇA KOPÇA
HASP ÇİLE ÇİLE
HASP ÇENGELLİ İĞNE ÇENGELLİ İĞNE
HASP ASMA KİLİT KÖPRÜSÜ ASMA KİLİT KÖPRÜSÜ
Hasp 1) Asma kilit menteşesi, toka;2) İplik makarası 1) Asma kilit menteşesi, toka;2) İplik makarası
hasp v.kilitle:n.asma kilit v.kilitle:n.asma kilit
hassle 1.güçlük, zorluk, bela, 2.mücadele, tartışma, kavga, 3.güçlük çıkarmak, kızdırmak, sinir etmek, huzursuz etmek 1.güçlük, zorluk, bela, 2.mücadele, tartışma, kavga, 3.güçlük çıkarmak, kızdırmak, sinir etmek, huzursuz etmek
hassle (i.), ABD, argo tartisma: zorluk, gucluk; mucadele. (i.), ABD, argo tartisma: zorluk, gucluk; mucadele.
hassle mücadele mücadele
HASSLE ZORLUK ZORLUK
HASSLE UĞRAŞMA UĞRAŞMA
HASSLE TARTIŞMA TARTIŞMA
HASSLE TARTIŞMA ÇIKARMAK TARTIŞMA ÇIKARMAK
HASSLE RAHATSIZ ETMEK RAHATSIZ ETMEK
HASSLE MÜNAKAŞA MÜNAKAŞA
HASSLE MÜCÂDELE MÜCÂDELE
HASSLE KAVGA ETMEK KAVGA ETMEK
HASSLE GÜÇLÜK GÜÇLÜK
HASSLE CANINI SIKMAK CANINI SIKMAK
hassle müşteriye sıkıntı vermek müşteriye sıkıntı vermek
hassler base line measuring apparatus hassler baz hattı ölçüm düzeneği hassler baz hattı ölçüm düzeneği
hassock ayak dayayacak minder, ot öbeği ayak dayayacak minder, ot öbeği
hassock (i.) diz veya ayak dayayacak minder, puf; ot obegi. (i.) diz veya ayak dayayacak minder, puf; ot obegi.
hassock puf puf
HASSOCK DİZ YASTIĞI (KİLİSE) DİZ YASTIĞI (KİLİSE)
hast eski, (bak.) have . eski, (bak.) have .
hastate (s.) mizrak basi seklinde; (bot.), buna benzer uc koseli (yaprak). (s.) mizrak basi seklinde; (bot.), buna benzer uc koseli (yaprak).
hastate mızrak başı şeklinde mızrak başı şeklinde
hastate leaf üç köşeli yaprak üç köşeli yaprak
haste acele, telaş acele, telaş
haste (i.) acele, hiz, surat; ivedilik . Haste makes waste. Acele ise seytan karisir. in haste aceleyle, telasla; tez olarak make haste acele etmek . (i.) acele, hiz, surat; ivedilik . Haste makes waste. Acele ise seytan karisir. in haste aceleyle, telasla; tez olarak make haste acele etmek .
haste çabuk acele çabuk acele
HASTE TELAŞ TELAŞ
HASTE HIZ HIZ
HASTE ÇABUKLUK ÇABUKLUK
haste acele acele
Hastelloys™ Hastelloy™ alaşımları Hastelloy™ alaşımları
hasten 1.acele etmek, 2.acele ettirmek, 3.hemen söylemek 1.acele etmek, 2.acele ettirmek, 3.hemen söylemek
hasten (f.) acele ettirmek; acele etmek; sikistirmak, hiz vermek, hizlandirmak. (f.) acele ettirmek; acele etmek; sikistirmak, hiz vermek, hizlandirmak.
hasten sıkıştırmak sıkıştırmak
HASTEN TELAŞLANDIRMAK TELAŞLANDIRMAK
HASTEN HIZLANDIRMAK HIZLANDIRMAK
HASTEN ACELE ETTİRMEK ACELE ETTİRMEK
HASTEN ACELE ETMEK ACELE ETMEK

Cümle çevirisi sonucu:
Çevirisi yapılan cümle...












  • has Türkçesi nedir
  • has Türkçesi
  • has ne demek
  • has Türkçe çeviri
  • has tercümesi
  • has cümle çevirisi
  • has anlamı
  • has Türkçe karşılığı
  • has kelimesinin Türkçesi
  • "has nedir"
  • has tanımı
  • has sözcüğünün Türkçesi
  • has sözlük anlamları
  • has Türkçe çevirisi
  • has Türkçe ne demek
  • has Türkçe anlamı

  • © Tüm hakları saklıdır. 2011 . { İngilizce Blog | Tercüme Bürosu | Sözlük | İngilizce Türkçe çeviri | ingilizce çeviri}

    Sözlük Sitesi