İngilizce Türkçe çeviri


ın

İNGİLİZCE TÜRKÇE
IN YERİNDE YERİNDE
IN İÇİNE İÇİNE
IN İÇİNDE İÇİNDE
IN İÇERİYE İÇERİYE
IN İÇERİDE İÇERİDE
IN İÇ İÇ
IN TUTULAN TUTULAN
IN OLARAK OLARAK
IN MODA MODA
IN HALİNDE HALİNDE
IN GELMİŞ OLAN GELMİŞ OLAN
IN EVDE EVDE
IN #NAME? #NAME?
In Üzerinde olmak, giyiyor olmak Üzerinde olmak, giyiyor olmak
in de de
in içinde içinde
in da da
in göre göre
in ile ile
in iç
in içine içine
in vasıtasıyla vasıtasıyla
in örtülü örtülü
in üzere üzere
in i. etkili tarafin uyesi; k.dili istenilen du- ruma erisme vasitasi. ins and outs bir isin butun ayrintilarli girdisi ciktisi; bir yerin bu- tun koseleri. i. etkili tarafin uyesi; k.dili istenilen du- ruma erisme vasitasi. ins and outs bir isin butun ayrintilarli girdisi ciktisi; bir yerin bu- tun koseleri.
in s. dahili, ic; kazanmis; elinde; iceri dogru yonelen. in and out kah icerde kah disanda. in-and-out s., mak. bir iceri bir disan hareket eden. s. dahili, ic; kazanmis; elinde; iceri dogru yonelen. in and out kah icerde kah disanda. in-and-out s., mak. bir iceri bir disan hareket eden.
in z.iceride, iceriye, icine; evde; vazife ba- sinda; mevsimi gelmis be in with ortagi ol- mak; arkadasi olmak. have it in for k.dili kin beslemek We are in for a fight simdi cattik belaya ! muhakkak kavga cikacak. z.iceride, iceriye, icine; evde; vazife ba- sinda; mevsimi gelmis be in with ortagi ol- mak; arkadasi olmak. have it in for k.dili kin beslemek We are in for a fight simdi cattik belaya ! muhakkak kavga cikacak.
in 1. dahili, iç, 2. içeriye, içeride, 3. evde, 4. moda, 5. iktidarda, 6. (edat) içinde, 7. içine, 8. ile, 9. -in sonunda, -ken 1. dahili, iç, 2. içeriye, içeride, 3. evde, 4. moda, 5. iktidarda, 6. (edat) içinde, 7. içine, 8. ile, 9. -in sonunda, -ken
in- pratik pratik
in- onek -siz veya gayri edati: incapable ka biliyetsiz, yetenegi olmayan; -e dogru, ice riye, icine: in-bound merkeze dogru yak- lasmakta; limana dogru; icinde: inhome evde yapilan; sirasinda: in-service training calisma sirasinda yapilan egitim, pratik. onek -siz veya gayri edati: incapable ka biliyetsiz, yetenegi olmayan; -e dogru, ice riye, icine: in-bound merkeze dogru yak- lasmakta; limana dogru; icinde: inhome evde yapilan; sirasinda: in-service training calisma sirasinda yapilan egitim, pratik.
In Hive Use Kovan içi uygulama(Vet.) Kovan içi uygulama(Vet.)
In Ovo Yumurta içi(Vet.) Yumurta içi(Vet.)
In Process Control İşlem kontrolü İşlem kontrolü
In (the) face of dikkate alarak dikkate alarak
In (the) face of rağmen rağmen
In (the) face of Karşısında Karşısında
In (Within) a few days Birkaç gün içinde Birkaç gün içinde
In a bad fix Zor durumda, sıkıntıda Zor durumda, sıkıntıda
In a bad way tehlikede tehlikede
In a bad way çok hasta çok hasta
In a bad way Kötü bir durumda Kötü bir durumda
In a big way Büyük çapta Büyük çapta
In a body birleşmiş birleşmiş
In a body birleşik birleşik
In a body Birlikte Birlikte
in a body yek vücut yek vücut
in a body birlikte birleşmiş birlikte birleşmiş
in a brace of shakes göz açıp kapayıncaya kadar göz açıp kapayıncaya kadar
In a breeze (argo) Kolayca (argo) Kolayca
in a breeze kolayca, bir solukta kolayca, bir solukta
In a brown study Başka şeylere dikkat etmeyecek kadar düşünceye dalmış Başka şeylere dikkat etmeyecek kadar düşünceye dalmış
IN A CLASS OF ONE’S OWN EŞSİZ EŞSİZ
IN A CLASS OF ONE’S OWN BENZERSİZ BENZERSİZ
In a critical moment Kritik bir anda Kritik bir anda
in a crowd kalabalık halde, küme halinde kalabalık halde, küme halinde
In a day or two Bir iki gün içinde Bir iki gün içinde
in a daze afallamış, sersemlemiş, şaşkın bir durumda afallamış, sersemlemiş, şaşkın bir durumda
in a dead heat at başı beraber at başı beraber
In a fashion Şöyle böyle Şöyle böyle
In a fine pickle başı belada başı belada
In a fine pickle Zor veya kötü durumda Zor veya kötü durumda
In a fit of aberration Dalgınlıkla Dalgınlıkla
In a fit of anger Hiddet anında Hiddet anında
in a fit of pique hoşnutsuzluk içinde hoşnutsuzluk içinde
in a fit of pique gücenerek, kırgın bir şekilde gücenerek, kırgın bir şekilde
In a fix Güç bir durumda Güç bir durumda
IN A FLASH BİRDENBİRE BİRDENBİRE
IN A FLASH ANİDEN ANİDEN
In a flash Birden, ansızın, aniden Birden, ansızın, aniden
In a flutter heyecanlı heyecanlı
In a flutter Telaşlı Telaşlı
In a fog Zihni karışmış Zihni karışmış
IN A FRIENDLY MANNER DOSTÇA DOSTÇA
in a friendly way arkadaşça arkadaşça
In a full swing tam faaliyette tam faaliyette
In a full swing En canlı ve heyecanlı durumunda En canlı ve heyecanlı durumunda
In a fury Öfkeli Öfkeli
In a gesture of command Bir kumanda işaretiyle Bir kumanda işaretiyle
In a given time Belirli bir süre içinde Belirli bir süre içinde
IN A GLOW KIZGIN KIZGIN
IN A GLOW HARARETLİ HARARETLİ
IN A GLOW COŞKULU COŞKULU
IN A GLOW ATEŞLİ ATEŞLİ
In a good cause hüsnüniyetle hüsnüniyetle
In a good cause iyilik etmek gayesiyle iyilik etmek gayesiyle
In a good light iyimser olarak iyimser olarak
In a good light Uygun olan şartlar altında Uygun olan şartlar altında
IN A GOOD MOOD KEYİFLİ KEYİFLİ
In a heat öfke içinde öfke içinde
In a heat darılarak darılarak
In a heat Öfkeyle Öfkeyle
In a high-handed manner mağrur; küstahça mağrur; küstahça
In a high-handed manner Kibirli Kibirli
in a huff asık suratla asık suratla
IN A HURRY ACELE ACELE
In a hurry Aceleyle Aceleyle
In a jiffy çok çabuk çok çabuk
In a jiffy Hemen Hemen
IN A JIFFY HEMEN HEMEN
IN A JIFFY DERHAL DERHAL

Cümle çevirisi sonucu:
Çevirisi yapılan cümle...












  • ın Türkçesi nedir
  • ın Türkçesi
  • ın ne demek
  • ın Türkçe çeviri
  • ın tercümesi
  • ın cümle çevirisi
  • ın anlamı
  • ın Türkçe karşılığı
  • ın kelimesinin Türkçesi
  • "ın nedir"
  • ın tanımı
  • ın sözcüğünün Türkçesi
  • ın sözlük anlamları
  • ın Türkçe çevirisi
  • ın Türkçe ne demek
  • ın Türkçe anlamı

  • © Tüm hakları saklıdır. 2011 . { İngilizce Blog | Tercüme Bürosu | Sözlük | İngilizce Türkçe çeviri | ingilizce çeviri}

    Sözlük Sitesi